internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz. Bunları Biliyor musunuz? - Hayat Hakkında Her Şey - Blogcu



Bunları Biliyor musunuz?


Bermuda Şeytan Üçgeni diye adlandırılan bölgede battığı belirtilen gemiler ya da düştüğü öne sürülen uçaklar kazaların nedenleri konusunda spekülasyonları körüklüyor. Bu kazalar için net bir açıklama getirilebilmiş değil. Ancak, UFO vb. gibi bilim dışı iddialar bir tarafa bırakılacak olursa, okyanus dibindeki metanhidrat yoğuşumlarından serbest kalarak yükselen metan gazı ve gaz balonlarının yol açabileceği, aniden ortaya çıkan dev dalgalar gibisinden spekülasyonlar var.

Neden su altında maskeyle daha iyi görüyoruz?

Suya kürek daldırınca sanki ikiye kırılmış gibi görünüyor. Bunun sebebi, ışığın  sudan geçerken

kırılması. Ancak su ışığı kırmakla kalmıyor bir de dağıtıyor! Nitekim, suyun ışığı yönlendirirken,

şekilsiz bir mercek gibi davrandığını söyleyebiliriz. Oysa, bizim merceklerimiz mükemmel sayılacak

kadar düzgün ve belli bir şekilleri var. Bu yüzden ışığı kırmakla kalmıyor, ağ tabakamıza odaklayarak

görmemizi sağlıyorlar.

Üstüne üstlük deniz suyu gözbebeğine değer değmez, gözün odak ayarını bozuyor ve suda bulanık

görüyoruz. Bu yüzden maske taktığımızda gözümüz suyla i]N, havayla temas ettiğinden, sualtında

daha iyi görüyoruz.

Depremler artık daha mı sık yaşanıyor?

Deprem sayısında son yıllarda artış olduğuna ilişkin bir kanıt yok. ABD Jeoloji Servisi'nin raporlarına

göre, 1900 den beri dünya çapında her yıl Richter ölçeğine göre 7 büyüklüğünde veya daha büyük

şiddette, ortalama 20 sismik aktivite meydana geliyor. Depremlerin en az olduğu dönem, sadece altı büyük depremle atlatılan 1986 yılıydı. Ancak, kayıtlara göre en korkunç geçen yıllardan biri 1968 idi. Bu tarihte tam 30 büyük deprem meydana gelmişti. Felaketin yoğun olduğu dönemler sadece yakın tarihle sınırlı değil. 1906 ve 1909 yıllarında 32 büyük deprem olmuştu.Son bir asırdır, her kayıtlara geçen büyük depremlerin sayısı artmıyor gibi görünse de, küçük ve orta Şiddetteki depremlerin sayısında artış gözleniyor. Çünkü teknoloji geliştikçe, deprem ölçen cihazlar daha hassas hale geliyor. ayrıca, son yıllarda dünya çapındaki haber ağının genişlemesiyle birlikte, tüm depremlerden kolayca haberdar oluyoruz.

Solak hayvan var mı?

Birçok hayvanda sol kolunu ya da bacağını kullanma eğilimi gözleniyor: şempanzeler, papağanlar, kediler,fareler ve hatta kırkayaklar gibi. Bazı primat türleri, hem sağını hem de solunu kullanıyor. Uzmanlar ön bacaklarından birini diğerine tercih eden kedilerin, her iki bacağını da kullanan türdeşlerinden daha çok av yakaladığını gözlemlediler.

Uzunluk birimi milin kökeni nedir?

Mil teriminin kökeni, Roma İmparatorluğu döneminde kullanılan "mille passus" (bin adım) birimine uzanıyor. Bir Romalı askerin atıığı bir adım, 5 İngiliz ayağına (feet) bölündü, böylece 5.000 ayak, bir mile eşit oldu. 1500'lere gelindiğinde, eski "Londra mili" sekiz "furlong"a eşit kabul edildi. O dönemde "furlong", daha büyük bir kuzey (Alman) ayağı ile 625 ayağa eşit oluyordu.Sonuç olarak bir mil 5.000 ayağa denk geliyordu. yüzyıllar geçtikçe, Roma mili değişime uğradı. 16. yüzyılda milin artık iki kullanımı vardı: 5.280 ayak ve 5.000 ayak. Kraliçe l. Elizabeth, 1593'te çıkarttığı bir yasayla bu sorunu çözdü ve bir mil 5.280 ayağa eşit olarak tanımlandı. Günümüzde bir kara mili 5.280 ayağa, yani 1.609,344 metreye eşit. Ekvator çizgisi üzerinde bir dakikalık yay çizgisine eşit olan deniz miliyse, ekvatorun uzunluğunun 21.600 de birine, yani 1.852 metreye denk geliyor.

Bir atlet en fazla ne kadar hızla koşabilir?

Hız limitimiz, kaslarımızın hangi hızda kasılıp gevşediğiyle doğru orantılı. Kasların oksijene ihtiyacı

var ve teorik olarak ne kadar çok nefes alırsak o kadar hızlı koşarız. Ancak gitgide artan bir hızla

koşarsak, sonunda kalp krizi geçirebiliriz. Vücudun buna karşı kendisini nasıl koruduğuna dair en son

geliştirilen düşünceye "merkezi düzenleyici teorisi" deniyor. 2001 yılında, Cape Town Üniversitesi'nden Prof. Tim Noakes'in teorisine göre, beyin, kaslara ne zaman yavaşlamaları gerektiğini söylüyor.

Stirling Üniversitesi'nden Angus Hunter da, "Merkezi sinir sistemi kaslara elektriksel sinyaller

göndererek ne zaman kasılmaları gerektiğini söylüyor" diyor ve şöyle devam ediyor: "Beyin, hız

limitine ulaştığımızı hissedince, gönderdiği sinyaller, kasların kasılması durana kadar gittikçe

zayıflayarak sürüyor." Bu sistem, ne kadar formda olduğumuza ve genlerimize bağlı. Hunter,

atletlerin performanslarının bir gün son noktaya geleceğini düşünüyor: "100 metre koşusunu 9,8

saniyenin altına indirme rekorları bir süre daha devam edecek, ancak en düşük zamanı hayal

edemiyorum."(kaynak: maxsimumbilgi.com)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!