internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz. Hayat Hakkında Her Şey - Blogcu


Patatesli Rulo Börek

















PATATESLI RULO BÖREK

Acil misafirler için hazirlamasi çok kolay ve o kadarda lezzetli bir börek..
Bu haftaki PORSELEN DEMLIK ÇAY SAATI Etkinligini arkadasimiz
http://annekizmutfaktayiz.blogspot.com/
ev sahipligi yapiyor.Kendisine kolayliklar dilerim:)

 
PATATESLI RULO BÖREK
MALZEMELER:
4 yufka
4 iri patates
1havuç
1su bardagi süt
yarim su bardagy siviyag
1 tutam tuz
karabiber
biraz kimyon(istege göre)
yarim demet maydanoz
yarim demet dereotu

ÜZERI IÇIN:
1 su bardagi rendelenmis kasar
biraz pulbiber

YAPILISI:
patatesler haslanir ve iyice çatalla ezilir.içine süt,yag,tuz,karabiber,rendelenmis havuç,ince kiyilmis maydanoz,dereotu ve kimyon karistirilir.tezgaha bir yufka serilir ve bu karisimdan yufkaya iyice sürülür.ikinci yufkada üzerine serilir ve karisimdan tekrar sürülür.Üçüncü ve dördüncü yufkada bu sekilde yapilir.sonra yufka rulo seklinde sarilir.buzdolabinda 2 saat bekletilir.(aksamdan hazirlayabilirsiniz)
sonra iki parmak genisliginde kesip tepsiye dizilir.rendelenmis kasar ve pul biber karistirilip bu böreklerin üzerine serpilir.200 derece firinda üzerleri kizarincaya kadar pisirilir.sicak olarak servis yapilir.
AFIYET OLSUN...

Yorum (0) Yorum yaz!

Fırın Makarna
















Börek tadinda firinda makarna tarifi....

SOSISLI PEYNIRLI FIRIN MAKARNA

MALZEMELER:
1 paket firin makarna
3 subardagi süt
1 yumurta
3 yemek kasigi un
2yemek kasigi tereyagi
1 kase peyaz peynir
yarim demet maydanoz
1 kase ince dogranmis sosis
tuz ve karabiber
ÜZERI IÇIN:
1kase rendelenmis kasar peyniri

YAPILISI:
bir tencereye suyu koyup tuz ve siviyag katip kaynatalim.ve makarnalari koyup haslayalim.süzüp kenara alalim.diger bir tencereye iki kasik tereyagini ve unu koyup iyice kavuralim.sütü ilave edelim.sürekli karistirarak kaynatalim.
ve sogumaya birakalim.yaglanmis firin kabina makarnanin yarisini koyalim.beyaz peynir maydanoz ve sosis karisimini makarnanin üzerine serpelim.sogumus besamel sosuna bir yumurtayi kirip iyice karistiralim.kalan makarnayi besamel sosunu birlikte iyice karistiralim.peynirli harcin üzerine kalan besamel soslu makarnayi serelim.
en son makarnanin üzerine rendelenmis kasar peynirini serpelim.200 derece firinda makarnamiz kizarincaya kadar pisirelim.sicak servis yapalim.AFIYET OLSUN....

Yorum (0) Yorum yaz!

Kaşarlı Tepsi Köftesi

 

 












KAŞARLI TEPSİ KÖFTESİ

Köfte sevenler için kolay ve lezzetli bir tarif.Patates ve pilav ile harika bir üçlü oluşturdular:))Afiyet olsun...

KAŞARLI TEPSİ KÖFTESİ
Malzemeler:
500 gr. Köftelik Dana eti
200 gr.Kaşar peyniri(dilimlenmiş olacak)
1 yumurta
2 adet soğan
3 dilim ufalanmış bayat ekmek içi
1 kahve fincanı su
1 çay kaşığı kimyon
1 çay kaşığı kuru nane
tuz
karabiber

yapılışı:bir kap içinde kıyma,yumurta,soğan(rendelenmiş)ekmek içive baharatları koyup iyice yoğuralım.
Dinlenmiş köfte hamurunu cam fırın kabının içini yağlıyarak  elimizle yerleştirelim ve fırında biraz pişirelim.fırından çıkarıp,üzerine ince dilimlenmiş kaşar peynirini koyalım ve kaşarlar erinceye kadar biraz daha fırında bekletelim.2 adet patatesi elma dilimi şeklinde kesip tuz,yağ,baharatla karıştırıp yağlı kağıt içinde fırında kızartalım.Eee pilavsız olmaz değimli? pilavda yapalım:))Harika pişen köfteyi dilimleyip,kızarmış patates,pilav ile servis tabağında buluşturup soğumadan yiyelim:)))afiyet olsun...

Yorum (0) Yorum yaz!

Paçanga Böreği



    Baharın gelmesiyle terastaki çiçeklerimde teker teker açıyor:)İster kahvaltıya ister yemege yapılabilecek pratik ve lezzetli bir börek.Afiyet olsun..


PAÇANGA BÖREĞİ
MALZEMELER:
2 yufka
2 domates
dilimlenmiş kaşar peyniri
dilimlenmiş pastırma





YAPILIŞI:
yufkaları tezgaha serelim.önce dörde sonra sekize bölelim.üçgen yufkanın geniş tarafına resimdeki gibi dilim domates ,pastırma ve kaşar koyup kalın sigara böregi şeklinde saralım.bol ayçiçek yagında böreklerimizi kızartalım sıcak servis yapalım.afiyetler olsun..

Yorum (0) Yorum yaz!

Barbunya Pilaki


Malzemeler:

1 su bardağı kuru barbunya,
2 yemek kaşığı zeytinyağı,
1 adet orta boy soğan,
1 adet havuç,
1 adet orta boy patates,
Yarım demet maydanoz,

1 çay kaşığı şeker,
1 adet limon

Hazırlanışı:
Barbunyayı kolay ve çabuk pişmesini sağlamak için bir gece suda bekletelim. Kullanmadan önce de bol suda tekrar yıkayalım. Önce yemeklik doğradığımız soğanları pembeleşinceye dek zeytinyağı ile kavuralım. Sonra küçük küpler halinde doğradığımız havucu ve patatesi, barbunyalarımızı, 1 çay kaşığı toz şekeri ve 2 bardak suyu da ekleyip düdüklü tencerede 20 dakika veya normal tencerede 30-35 dakika pişirelim. Piştikten sonra ağız tadımıza göre 1 veya 2 tatlı kaşığı tuzu da katıp servis tabaklarına alalım. Üzerine limon sıkıp, ince kıyılmış maydanozla süsleyelim. Sıcak veya soğuk olarak servis yapılabilir.

Yorum (0) Yorum yaz!

İşkembe Çorbası


Türk mutfağının klasikleşmiş lezzetlerinden biridir işkembe çorbası. Sarmısak kullanmadığınız taktirde sabahları bile içebilirsiniz.
İşkembe çorbası Uygulama Kolaylığı Hazırlama Süresi 2 saat pişirme Süresi 20 dakika 1 porsiyon 6 kişilik 

Malzemeler:
1 kuzu işkembesi
Tuz
1 yemek kaşığı un
Yarım çay bardağı ayçiçek yağı
Karabiber
Yarım çay bardağı yoğurt
Sarmısak
Sirke
1 yumurta sarısı

Hazırlanışı:

1. İşkembeyi temizleyin. Kısık ateşte 2 saat pişirin. Pişen işkembeyi küçük küpler halinde doğrayın.

2.Büyük bir tencerede yağı kızdırıp unu kavurun. İşkembenin pişme suyunu tencereye ilave edin. Yoğurdu bir kaseye alıp yumurtayla iyice karıştırın. Ardından karışımı çorbaya ilave edin. Tuz ve karabiberle tatlandırın.

3. Çorbayı ateşten alıp kâselere paylaştırın. Sarmısak, sirke ekleyin.

Yorum (0) Yorum yaz!

Yaprak Sarma

Zeytinyağlı yaprak sarma
KAÇ KİŞİLİK: 8-10
HAZIRLAMA SÜRESİ: 30 dk
PİŞME SÜRESİ: 30 dk


Malzemeler:
·  500 gr asma ya Soğanı soyup kıyın.

* Zeytinyağını tencereye alıp soğanı ekleyin. Biraz pembeleştirip süzülmüş pirinci ilave edin. 1-2 dakika kavurun. Fıstık, üzüm, tuz ve baharatı ilave edip karıştırın, ocaktan alın.

* Asma yapraklarını tuzlu kaynar suda sararıncaya kadar haşlayıp süzgece alın.


* Bir tepsinin içinde yaprakları tek tek açarak hazırladığınız iç malzemeden ortalarına ekleyip sigara şeklinde sarın. Tencereye dizip üzerine bir tabak kapatın. 2 su bardağı ılık su ilave edip ağır ateşte suyunu çekene kadar pişirin. Kapağı kapalı olarak soğumaya bırakın.

* Sarmaları servis tabağına alıp üzerine 1 kaşık sızma zeytinyağı
·  2 tatlı kaşığı dolmalık fıstık
·  2 tatlı kaşığı kuşüzümü
·  Tuz, karabiber, naneprağı
·  2 su bardağı dolmalık pirinç
·  1 çay bardağı zeytinyağı
·  1 soğanHazırlanışı:
* Pirinci yıkayıp ılık suda ıslatın ve 30 dakika bekletin. Süzüp durulayın.
gezdirin. Limon dilimleriyle süsleyip servis yapın.

Yorum (0) Yorum yaz!

Abdullah Cevdet´i nasıl bilirdiniz?

Ben akıldan isterim delâlet
Aklım bana gösterir dalâlet.
                                      
Fuzuli

     Bugünlerde Türk aydınının içler acısı durumu hâlâ zihnimdeki en önemli sorunlardan birisi olarak beni meşgul etmeye devam ediyor. Bizim aydınımızın ya da eskilerin deyimiyle "Babıâli’mizin" içler acısı halinin ilk sebebi; hiç kuşkusuz Batı hayranlığı ve kendi öz değerlerini bilmemektir. Bu hayranlık ve öz değerlere karşı yabancılaşma uzun soluklu olursa, o zaman karşınızda kendi kimliğinden, kendi benliğinden utanan bir insan tipiyle karşılaşırsınız. Tabii böyle bir tipe insan demek ne kadar doğrudur o da ayrı bir mesele.
     "Zavallı Türk Aydını" diyordu Cemil Meriç, "Kimlerin peşinden gitmemiş. Düşmanları dost, dostları düşman tanımış. Peygamberin adını anmaya cesaret edemeyen bir Afgan´ı Peygamber kadar saygıya layık görmüş." Üstat Cemil Meriç’e göre son elli yılını bilmeyen bir insana, insan demek en iyi tabirle iltifattır. Bizce de yerden göğe kadar haklıdır Meriç, zira içinde yaşadığı ülkenin aydın geçinen tipleri, ya tarihinin son elli yılından habersizdi, ya da onu bilerek silmenin derdindeydi.
     İşte bugün İstanbul’da Cağaloğlu’ndan yürüyüp Sultanahmet’e doğru Yerebatan tarafında bir binada yıllar önce yayıncılık yapmaya çalışan, kendince felsefesi ve fikri olan Abdullah Cevdet’te İttihat Terakki kurucularından olmasının yanında, insan sıfatını sadece anatomik özelliklerinden alan ve entelektüel geçinen birisiydi. Hazrete sorsanız kendisi, yayıncı, çevirmen ve azcık da şairdir. Ancak hayatı boyunca yazdığı ve çevirdiği eserlerin kime, kaç kuruş faydası olmuş bilen, duyan yok! Deminden beri ifade etmeye çalıştığım "aydın tipinin" en bariz örneklerinden birisidir Abdullah Cevdet. Kendi halkının inançlarına, kendi milletinin değerlerine bu kadar saygısız bir aydın daha düşünülemez. Dönemindeki bazı inançlı aydınların onu "Abdullah Cevdet" diye değil de "Adüvvullah Cevdet" diye çağırmaları da, kendisinde had safhaya çıkan din düşmanlığından ileri gelmektedir. Zaten A. Cevdet’in de, kendisine bu şekilde isim takılmasından hiçbir rahatsızlık duymadığı malumdur.

SÜLEYMAN NAZİF VE ABDULLAH CEVDET
     Süleyman Nazif, Babıâli’de "Abdullah Cevdet dinsizmiş efendim!" diyerek kendisine sorulan soruya şakayla karışık bir cevap vererek A. Cevdet açısından dinin, din açısından da A. Cevdet’in durumunu ortaya koyuyordu: "Bilakis bu mesele bize dinin ne kadar iyi ve ne kadar yararlı bir şey olduğunu ispatlar. Zira din kötü bir şey olsaydı, Abdullah Cevdet’in bir dini olurdu."
     Küçükken geçirdiği çiçek hastalığı nedeniyle yüzünde bu hastalıktan kalma izler taşıyan A. Cevdet için S. Nazif’in değerlendirmeleri bitmez. "A. Cevdet’i nasıl bilirsiniz?" sorusuna S. Nazif gayet veciz ve şairane bir cevap verir: "Gayet iyi bilirim. Çok samimi bir adamdır; siretini, suretinde taşır."
     A. Cevdet, Türkiye’de vatan kurtuluşunu Batı kazanına "cup" diye atlamaktan ve özünü inkâr etmekten ibaret bilen Mustafa Reşit Paşa cereyanı üzerinde satıhçı ve gözü kara aydıncıklar planı İttihat Terakki’nin ilk kurucuları arasındadır. Daha sonra bu grupla da geçinemeyen A. Cevdet, İttihatçılara dahi sapık ve sapıtık olarak görünür. A. Cevdet’in harikulade fikirlerinden birisi de, Türk ırkının ıslahı için "Macaristan’dan damızlık erkek" getirmek fikridir. Allah’a inanmaz, İslam’ı her türlü oluş ve yükselişin önünde engel olarak kabul eder, üstat olarak ise Fransızların onuncu sınıf fikir adamı Gustav Löbon’u önüne koyar. Doktor olarak da anılan A. Cevdet, meşhur Şarkiyatçı Dozi’nin "İslamiyet Tarihi" isimli, Peygamber Efendimizi küçük düşürücü eserini Türkçeye kazandırır!(i)
     Çiçek hastalığının bozukluğunu sadece yüzünde değil, aynı zamanda da ruhunda taşıyan bu yarı aydınımıza bakın Süleyman Nazif nasıl seslenmektedir:
"O SURETTEN HAYÂYI DEST-İ HAK, TIRNAKLA YIRTMIŞTIR."(ii) 
     Süleyman Nazif, Abdullah Cevdet’i hiç sevmez ve onun hakkında acı espriler yapmaktan da geri durmazmış. Bir gün Babıâli’de bir yokuşta karılaşınca, A. Cevdet hemen dert yanmaya başlamış...
     - Sorma, sorma, bugün çok üzgünüm.
     - Neden?
     "Ben vatanın bir öksüzüyüm!" şeklindeki bir mısraım, mürettip hatası yüzünden "Ben vatanın bir öküzüyüm!" şeklinde çıkmış.
     - Ayol, ona mürettip hatası değil, mürettibin sevabı demek lazım!..
     Abdullah Cevdet öldüğünde de, cenaze namazını kılmaya Müslümanlıktan habersiz, marka Müslümanları gelmiş. O sırada kalabalığın arasından olsa gerek, bir ses yükselmiş:
     - Bu adam dinsizdi, İslam dışıydı, namazı kılınamaz!
     Yine Üstadımız Necip Fazıl; "bu sesin sahibi bir komünistti ve bunu, cenaze namazının lüzumsuzluğu adına söylemekteydi" der ve "Bu sözü cenaze namazının kıymeti adına A. Cevdet’e tahsis edecek olursak, komünistin sözü yerindedir" tespitinde bulunur.(iii)

ŞAKANIN ALTINDAKİ CİDDİYET
     Babıâli’de Abdullah Cevdet’in yanına giden bir arkadaşıyla karşılaşan S. Nazif, arkadaşına nereye gittiğini sorar. Bunun üzerine arkadaşı "Şuraya, A. Cevdet’e çıkacağım" der. Arkadaşının tabirine kızan S. Nazif cevabı yapıştırır: "Abdullah Cevdet aşağılık bir adamdır. Ona çıkılmaz, inilir."
     Yine bir gün Süleyman Nazif ve Abdullah Cevdet sohbet ediyorlarmış. O dönemde A. Cevdet, Sheakspear’in eserlerini Türkçeye çeviriyormuş. A. Cevdet, S. Nazif’e dert yanarak:
     "Azizim, şu Sheakspear’in eserlerinin tamamını Türkçeye çeviremeden öleceğim diye korkuyorum vallahi!"
     Süleyman Nazif’de;
     "Vallahi ben de bu çevirileri, ölmeden bitireceksin diye korkuyorum. Adamın yüzyıllardır ölmeyen eserlerini öldürdün yahu!" der.
     Şimdi tekrar kendi kendime soruyorum, "Abdullah Cevdet’i nasıl bilirdin" diye ve yine kendi kendime cevap veriyorum:
     "Süleyman Nazif’in bildiği gibi bilirdim vallahi!"
     Efendim Fuzuli’nin dediği gibi, her hak sahibine teslim edilmelidir. Zira canı dileyen canan, can’ın gerçek sahibidir. Biz de bugün elimizden ve dilimizden istenen hakkı, hak sahibine teslim etmeye çalıştık.

     Cânı cânân dilemiş vermemek olmaz ey dîl!
     Ne nizâ eyleyelim ol ne senindir ne benim.
                                                                  Fuzuli
----------
i.   Necip Fazıl KISAKÜREK, Babıâli, 8. Basım Şubat 1999, İstanbul, s, 53-54
ii.  Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e, s, 54
iii. Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e, s, 55-56

(aygazete.com davut bayraklı)

Yorum (0) Yorum yaz!